Anasayfa
Güncel
Yurttan
Politika
Ekonomi
Dünya
Spor
Eğitim
Sağlık
Kültür Sanat
ALİ BAŞ
CAN HACIOĞLU
ÖMER DURU
SEMİH ESEN
ERHAN ÜNAL
ŞABAN BAĞCI
ŞÜKRÜ OYTAN
ESKİŞEHİR SOHBETLERİ
GÜNLERİN GETİRDİĞİ
MUHARREM ESEN
HAYDAR ARAS
MESUT ŞİMŞEK
GÜRCAN BANGER
HASAN SEZER
BAHRİ YÜCEL
SEVİM ŞAHİN
FİKRET FIÇICI
GÜLSEREN ŞENYÜZLÜ
AYTEN AYDIN
YAŞAR BEYAZ
MUAMMER KARAMAN
TÜRKER TÜRE
NURTEN KARAOĞLU

 
 
 >
Pt Sa Ca Pe Cm Cmt Pz
AYTEN AYDIN
 
Kent-Kırsal ilişkileri
 
 
Kırsal yerleşimlerin nüvesi olan köyler, her bakımdan içinde bulundukları kırsalla ve doğayla bütünleşmiş yerleşim yerleri olmaları bakımından içinde bulundukları coğrafi bölgelerin doğaya değen uç noktalarıdır ve bu konumlarıyla canlı varlıkların kan dolaşım sisteminin kılcal damar uçları gibi çalışırlar.

. Normalde, onların sağlıklarını yitirmeleri, doğal olarak, giderek aşağıdan yukarıya doğru bütün ekolojik ve idari yönden bağlı oldukları sistemlerin çalışmasını da negatif yönde etkileyecektir.

İNSAN YERLEŞİMLERİNDE KÜRESELLİĞİN ETKİLERİ

Son yüzyılın sonlarına doğru yaşamda dünyayı saran ve büyük çapta yaygın sanayileşme hamlelerinin bir uzantısı olarak yayılıp kısa sürede de yaygınlaşan ve halen yine hızla düşüşe geçeduran küresellik yaklaşımı, kısır bir görüşle kökleri çok derinlere inen doğal bağları yok addetmiş. Böylece de doğanın ve kırsal kesimin varlıklarının ülkeler üstü küresel ve hatta ülkelerin kendi içlerindeki emperyalist güçler tarafından hızla sömürülmesine imkân vermiştir. Bu oluşum sırasında ilk darbeyi yiyen de doğanın kendisi ve onunla bütünleşmiş olarak yaşamını sürdüren kırsal kesimde yaşayan insanlar olmuştur. Bu kırsalla bütünleşmiş insanlar kısmen yaşam imkânlarının yok olması veya imrendirilerek kendi yerlerinden uzaklaştırılmış ve büyük çapta sanayide gerekli işçi ihtiyacını karşılamada ve sanayinin ve onunla birlikte ticaretin de gelişmesi sayesinde giderek büyüyen kentlerde ortaya çıkan çeşitli işlerde çalışmaya yönlendirilmişlerdir. 

Ancak günümüzde ve özellikle içine düşülen çok taraflı ve karmaşık krizin yarattığı ortamda bu yöntemin sürdürülebilirliğini kaybetmeye başladığını görüyoruz. Kentlere yığılan halkın çoğu zor duruma giredurmakta ve yapabilenler veya hala bir bağlantıları kalmış olanlar yine kırsal yaşama dönmeyi denemektedirler. İlk defa bu yolu seçenler de olmaktadır. Bu yaklaşımın yeni bir kaos yaratmaması veya yeniden doğarken ölmemesi için onun bir düzen içinde uygulamaya geçmesi gerekecektir. Bunun da olabilmesi için her şeyden önce doğaya zarar vereduran ellerin ondan çekilmesi ve onun gerektiği gibi onarılması ilk hayırlı iş olacaktır. Bir yandan da hala can-suyu çekilmemiş ve her bakımdan yaşamlarını doğaya medyun olan ve onunla karşılıklı bir dayanışma içinde varlıklarını idame ettiren köylerin içinde bulundukları idari sistemlerce de desteklenerek yeniden ve güncelleştirilmiş olarak canlandırılmaları gerekecektir.  Bu süreçte, günümüzde epey zedelenmiş olan kent-kırsal-köy ilişkilerinin yeni bir yaklaşımla canlandırılması da ön plana çıkacaktır. Bu meyanda akla gelen ilk adımın, ülkenin mevcut ekolojik bölgelerinde, kırsalın yeniden canlandırılmasını destekleyecek ve ora halklarına kendi deneyimlerinden yola çıkarak atacakları yeni adımlarda arka verecek ve de her bölgenin kendine has teknik, ekonomik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayacak yerel kurumların geliştirilmesi ve onların özellikle eğitim, sağlık ve sosyal hizmetlerini organize edecek ilgili idari sistemlerle ilişkilerinin kurulması önem kazanmaktadır.

Yazarın Diğer Yazıları
 
Kent-Kırsal ilişkileri ( 19.07.2010 )
Kırsal yerleşimlerin nüvesi olan köyler, her bakımdan içinde bulundukları kırsalla ve doğayla bütünleşmiş yerleşim yerleri olmaları bakımından içinde bulundukları coğrafi bölgelerin doğaya değen uç noktalarıdır ve bu konumlarıyla canlı varlıkların kan dolaşım sisteminin kılcal damar uçları gibi çalışırlar.
 
Yüzde 10- İstikrarın bedelı: Gizli-açık diktatörlük ( 03.06.2010 )
Son CHP kongresi hepimizi düşündürücü ve daha önemlisi de umutlandırıcı bir biçimde oluştu ve de sonuçlandı.
 
Güzel ilişkiler ve Sevgi ( 18.05.2010 )
Etrafımızdaki canlı-cansız her şey sağlıksız ve bakımsız olunca genelde biz de rahat ve mutlu olamıyoruz.
 
 
Krizler yeniden doğuş habercileridir ( 05.03.2010 )
17. yüzyıldaki mekaniksel yaklaşımı benimsemiş olan ve büyük çapta insanı, düşünen ve duyguları olan bir canlı varlık olmak yerine, bir makine gibi değerlendiren, doğayı da ona can değil mal veren bir madde olarak değerlendiren "Endüstrileşme" ve onun uzantısı olan modern yapılanmaya dayanan iki yüzyıllık çağ kapanmak üzere. Özellikle son yarım yüzyıl zarfındaki hızlı ve kontrolsüz yayılmasından sonra bugünkü haliyle bir krize girmesi ve kapanması adeta farz oldu.
 
Bizi biz yapan ve geleceğe taşıyan temellerimiz ( 15.02.2010 )
"Bir vatanın sahibi olmanın yolu, o topraklarda yaşanmış tarihi olayları bilmek, doğmuş uygarlıkları tanımak ve onları sahiplenmekten geçer" Mustafa Kemal ATATÜRK
 
Halk Eğitimi ve Kültür Merkezleri ( 30.01.2010 )
"Edebiyat, geçirilmesi güç zamanlarda uyandırıcı, hedeflendirici ve yürütücü bir vasıtadır." M.Kemal ATATÜRK
 
Tiyatro benliğimizin aynasıdır ( 22.01.2010 )
TİYATRO BİZİ BİZE İYİCE TANITIR
 
İnsan bilinçlenmesinde fıkraların rolü ( 11.01.2010 )
"Türkiye, bütün tarihinde insanoğluna ne hizmet etti?" diye sorulsa; "Nasrettin Hoca"yı yetiştirdi" diye cevap verilebilir. Halikarnas Balıkçısı
 
Uyumlu yaşama sanatı ( 30.12.2009 )
"Nice insanlar gördüm üzerlerinde elbise yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok " MEVLANA
 
En Büyük Mutluluk Sağlık III -Beslenmede Kişisel Sorumluluk ( 09.12.2009 )
Beslenme yazı dizisinin bu bölümünde, diğer bir basamak olarak ve de öncekiler kadar önemli olan bir kademeyi daha konu yapacağız.
 
En büyük mutluluk sağlık-II: Besinlerin Kalitesi ( 01.12.2009 )
Besinlerin kaliteleri ve sağlığa uygunlukları, onların üretilme yöntemleriyle yakından ilgilidir.
 
En büyük mutluluk sağlık ( 24.11.2009 )
Hepimizi, özellikle bu günlerde, pek çok yönden etkileyen sosyo-ekonomik kriz, çoğumuzun hem psikolojik ve hem de fizyolojik bağışıklık sistemimizin gücünü yitirmekte.
 
Sendeleyen yaşamı rayına oturtmak ( 17.11.2009 )
Küresellik cazibesi altında ağustos böceği gibi yaşarken farkında olmadan bir kasırga geldi ve değişik ölçülerde hepimizin yaşamını sekteye uğrattı ve adeta yaşam onun dayandığı ve güvendiği doğasıyla birlikte rayından çıktı.
 
Kendine benziyen şehir ( 27.10.2009 )
Konuşma yapacağım bir konferansın konusuna yaşayan örnekler bulma maksadıyla yaptığım geziler çerçevesinde, geçen Haziran ayında Eskişehir`e geldim ve de bu gözle kent ve civarında dolaştım. Şehri çok gelişmiş, yine de kendine benzeyerek değişmiş buldum.
 

Yeni anayasa paketini nasıl değerlendiriyorsunuz?
    EVET
    HAYIR
    KARARSIZ



Anket arsivi
 
  USD Alış : 1.4994
  USD Satış : 1.5066
  EURO Alış : 1.9241
  EURO Satış : 1.9334
İKİ EYLÜL GAZETESİ   |   Design By ASD